Hoşgeldiniz Bugün 05 25 2017

Ankebut Suresi Türkçe Ve Flemenkce Tefsiri

besmele
logom

29-el-ANKEBÛT
Mekke’de nâzil olan bu sûre 69 (altmisdokuz) âyettir. “Ankebût”, örümcek demektir.
41. âyetinde kâfirlerin isleri örümcek agina benzetildigi için sûre bu ismi almistir.


29-ANKEBUT:
1 – Elif, Lâm, Mîm.
2 – Insanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece “Iman ettik” demeleriyle birakilivereceklerini mi sandilar?
3 – Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmisizdir. Elbette Allah, dogrulari ortaya çikaracak, yalancilari da mutlaka ortaya koyacaktir.
4 – Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandilar? Ne kadar kötü (ve yanlis) hüküm veriyorlar!
5 – Her kim Allah’a kavusmayi umuyorsa bilsin ki, Allah’in tayin ettigi o vakit elbette gelecektir. O her seyi isiten ve bilendir.
6 – Cihad eden ancak kendisi için cihad etmis olur. Süphesiz Allah, âlemlerden müstagnidir.
7 – Iman edip iyi isler yapanlarin kötülüklerini elbette örteriz ve onlara, yaptiklarinin daha güzeli ile karsilik veririz.
8 – Biz insana, ana babasina iyi davranmasini tavsiye etmisizdir. Eger onlar, seni, hakkinda bilgin olmayan bir seyi (körü körüne) bana ortak kosman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dönüsünüz ancak banadir. O zaman, size yapmis olduklarinizi haber verecegim.
9 – Iman edip iyi isler yapanlari, muhakkak salihler (zümresi) içine katariz.
10 – Insanlardan kimi vardir ki, “Allah’a inandik” der; fakat Allah ugrunda eziyete ugratildigi zaman, insanlarin iskencesini Allah’in azabi gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir yardim gelecek olsa, mutlaka, “Dogrusu biz de sizinle beraberdik” derler. Acaba Allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen degil midir?
11 – Allah, elbette (O’na gönülden) iman edenleri de, iki yüzlüleri de bilir.
12 – Kâfirler, iman edenlere, “Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarinizi biz yüklenelim” derler. Halbuki onlarin hiçbir günahini yüklenecek degillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.
13 – (Fakat gerçek su ki) elbette kendi yüklerini, kendi yükleriyle birlikte nice yükleri (baskalarini saptirmanin vebalini) tasiyacaklar ve uydurup durduklari seylerden kiyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.
14 – Andolsun ki Nuh’u kendi kavmine gönderdik de, o dokuz yüz elli yil onlarin arasinda kaldi. Sonunda, onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayiverdi.
15 – Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardik ve bunu âlemlere bir ibret yaptik.
16 – Ibrahim’i de gönderdik. O kavmine söyle demisti: “Allah’a kulluk edin, O’na karsi gelmekten sakinin. Eger bilmis olsaniz bu sizin için daha hayirlidir.”
17 – “Siz Allah’i birakip sadece birtakim putlara tapiyor, asilsiz sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah’i birakip da taptiklariniz, size rizik veremezler. O halde rizki Allah katinda arayin. O’na kulluk edin. Ancak O’na döndürüleceksiniz.”
18 – Eger (size teblig edileni) yalan sayarsaniz, bilin ki sizden önceki birçok milletler de yalan saymislardi. Peygambere düsen yalniz açik bir tebligdir.
19 – Allah’in mahlukunu ilk bastan nasil yarattigini, sonra bunu tekrarladigini görmediler mi? Süphesiz bu, Allah’a göre kolaydir.
20 – De ki: “Yeryüzünde gezip dolasin da, Allah ilk bastan nasil yaratmis bakin. Iste Allah bundan sonra (ayni sekilde) ahiret hayatini da yaratacaktir.” Gerçekten Allah her seye kadirdir.
21 – O, diledigine azab eder, diledigine rahmet eder. Ancak O’na döndürüleceksiniz.
22 – Siz ne yeryüzünde, ne de gökte (Allah’i) aciz birakamazsiniz. Allah’tan baska bir dost ve yardimci da bulamazsiniz.
23 – Allah’in âyetlerini ve O’na kavusmayi inkâr edenler var ya, iste onlar benim rahmetimden ümitlerini kesmislerdir ve onlar için acikli bir azab vardir.
24 – Kavminin (Ibrahim’e) cevabi ise, “Onu öldürün, yahut yakin!” demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu atesten kurtardi. Dogrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardir.
25 – (Ibrahim onlara) dedi ki: “Siz, sirf aranizdaki dünya hayatina has muhabbet ugruna Allah’i birakip birtakim putlar edindiniz. Sonra kiyamet günü (geldiginde) ise, kiminiz kiminizi tanimayacak, kiminiz kiminizi lanetleyecektir. Varacaginiz yer cehennemdir. Ve hiç yardimciniz da yoktur.”
26 – Bunun üzerine ona sadece Lut iman etti. (Ibrahim) de dedi ki: “Ben Rabbime hicret edecegim. Süphe yok ki O çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.”
27 – O’na Ishak ve Yakub’u bagisladik. Peygamberligi ve kitaplari, onun soyundan gelenlere verdik. Onu dünyada mükafatlandirdik. Süphesiz o, ahirette de salihler (zümresin)dendir.
28 – Lut’u da gönderdik. O kavmine demisti ki: “Gerçekten siz, daha önce hiçbir milletin yapmadigi bir hayasizligi yapiyorsunuz!”
29 – “(Bu ilâhî ikazdan sonra) siz, ille de erkeklere yaklasacak, yol kesecek ve toplantilarinizda edepsizlik yapacak misiniz?” Kavminin cevabi ise, söyle demelerinden ibaret oldu: “Dogru söyleyenlerden isen Allah’in azabini getir bize!”
30 – (Lut:) “Ey Rabbim! Su fesatçilar güruhuna karsi bana yardim eyle” dedi.
31 – Elçilerimiz Ibrahim’e (iki ogul verecegimize dair) müjdeyi getirdiklerinde söyle dediler: “Biz bu memleket halkini helak edecegiz. Çünkü oranin halki zalim kimselerdir.”
32 – (Ibrahim) dedi ki: “Ama orada Lut var!” Söyle cevap verdiler: “Biz orada kimlerin bulundugunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracagiz. Yalniz karisi müstesna; o geride (azabda) kalacaklar arasindadir. ”
33 – Elçilerimiz Lut’a gelince, onlar hakkinda tasalandi. Ve onlar(i düsünmesi) sebebiyle takatten düstü. O’na: “Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de, aileni de kurtaracagiz. Yalniz (azabda) kalacaklar arasinda bulunan karin müstesna” dediler.
34 – “Biz süphesiz bu memleket halkinin üzerine, yoldan çikmalarina karsilik (feci) bir azab indirecegiz.”(dediler).
35 – Andolsun ki biz, aklini kullanacak bir kavim için oradan apaçik bir ibret nisanesi birakmisizdir.
36 – Medyen’e de kardesleri Suayb’i gönderdik ve Suayb, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, ahiret gününe ümit baglayin, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karisiklik çikarmayin!” dedi.
37 – Fakat onu yalancilikla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsinti yakalayiverdi ve yurtlarinda diz üstü çökekaldilar.
38 – Ad ve Semud’u da (helak ediverdik). Sizin için, (onlarin basina nelerin geldigi) oturduklari yerlerden apaçik anlasilmaktadir. Seytan onlara yaptiklari isleri güzel gösterip onlari dogru yoldan çikardi. Oysa bakip görebilecek durumdaydilar.
39 – Karun’u, Firavun’u ve Hâmân’i da (helak ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçik deliller getirmisti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamislardi. Halbuki (azabimizi asip ) geçebilecek degillerdi.
40 – Nitekim onlardan herbirini günahlari sebebiyle suç üstü yakaladik: Kiminin üzerine taslar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda bogduk. Allah onlara zulmetmiyor, asil onlar kendilerine yazik ediyorlardi.
41 – Allah’tan baska dost edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümcegin durumu gibidir. Halbuki, evlerin en çürügü süphesiz örümcek yuvasidir. Keske bilselerdi.
42 – Allah, onlarin kendisini birakipta hangi seye yalvardiklarini süphesiz ki bilir. O mutlak güç ve hikmet sahibidir.
43 – Iste biz bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onlari ancak bilenler düsünüp anlayabilir.
44 – Allah gökleri ve yeri hak olarak yaratti. Süphesiz bunda, iman edenler için bir nisane bulunmaktadir.
45 – Sana vahyedilen Kitabi oku ve namazi kil. Muhakkak ki namaz hayasizliktan ve kötülükten alikoyar. Allah’i anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptiklarinizi bilir.
46 – Içlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak, en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: “Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilâhimiz da, sizin ilâhiniz da birdir ve biz O’na teslim olmusuzdur.”
47 – (Resulüm!) Iste sana (önceki kitaplari tasdik eden) bu kitabi indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Sunlardan da ona iman eden nice kimseler vardir. Ayetlerimizi ancak kâfirler bile bile inkâr eder.
48 – Sen bundan önce, ne bir yazi okur, ne de elinle onu yazardin. Öyle olsaydi, batila uyanlar kusku duyarlardi.
49 – Hayir, o (Kur’ân), kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde (yer eden) apaçik âyetlerdir. Ayetlerimizi ancak ve ancak zalimler bile bile inkâr eder.
50 – “Ona Rabbinden (baskaca) mucize indirilmeli degil miydi?” derler. Cevaben de ki: “Mucizeler ancak Allah’in katindadir. Ben ise sadece apaçik bir uyariciyim.”
51 – Sana indirdigimiz ve onlara okunmakta olan kitap, kendilerine yetmedi mi? Bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ögüt vardir.
52 – De ki: Benimle sizin aranizda sahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batila inanip inkâr edenler var ya, iste ziyana ugrayacaklar onlardir.
53 – Senden azabi çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eger önceden tayin edilmis bir vade olmasaydi, azab elbette onlara gelip çatmisti. Fakat yine de, hiç farkina varmadiklari bir sirada o kendilerine mutlaka gelecektir.
54 – (Evet) senden azabi çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Halbuki cehennem, hiç süpheleri olmasin, kâfirleri kusatacaktir.
55 – O günde azap, onlari hem üstlerinden, hem ayaklarinin altindan saracak ve Allah (onlara), “Yaptiklarinizin cezasini tadin!” diyecektir.
56 – Ey iman eden kullarim! Süphesiz benim yarattigim yeryüzü genistir. O halde yalniz bana kulluk edin.
57 – Her can ölümü tadacaktir. Sonunda bize döndürüleceksiniz.
58 – Iman edip güzel isler yapanlari, (evet) muhakkak ki onlari, altlarindan irmaklar akan ve içinde ebedî kalacaklari cennet kösklerine yerlestirecegiz. (Böyle iyi) isler yapanlarin mükafati ne güzeldir!
59 – Ki onlar, sabretmis olup yalniz Rablerine güvenip dayanmaktadirlar.
60 – Nice hayvanlar var ki, rizkini (biriktirip yaninda) tasimiyor. Çünkü onlarin da, sizin de rizkinizi Allah veriyor. O, her seyi isitir ve bilir.
61 – Andolsun ki onlara, “Gökleri ve yeri yaratan, günesi ve ayi buyrugu altinda tutan kimdir?” diye sorsan “Allah” derler. O halde nasil (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?
62 – Allah, kullarindan diledigine rizki bol bol verir, diledigine de kisar. Süphesiz Allah, her seyi hakkiyla bilendir.
63 – Andolsun ki onlara, “Gökten su indirip, onunla ölümünün ardindan yeryüzünü canlandiran kimdir?” diye sorsan, mutlaka, “Allah ” derler. De ki: (Öyleyse) hamd de Allah’a mahsustur. Fakat çoklari akillarini kullanmazlar.
64 – Bu dünya hayati sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, iste asil hayat odur. Keske bilmis olsalardi.
65 – Baksana, gemiye bindikleri zaman, dini yalniz O’na has kilarak (ihlasla) Allah’a yalvarirlar. Fakat onlari salimen karaya çikarinca, bir bakarsin ki, (Allah’a) ortak kosmaktadirlar.
66 – Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler ve safâ sürsünler bakalim! Ama yakinda bilecekler.
67 – Çevrelerinde insanlar kapilip götürülürken (öldürülürken, ya da esir edilirken), bizim (Mekke’yi) güven içinde kudsî bir yer yaptigimizi görmediler mi? Hâlâ batila inanip Allah’in nimetine nankörlük mü ediyorlar?
68 – Allah’a karsi yalan uyduran, yahut kendisine hak gelmisken onu yalan sayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirlere yer mi yok?
69 – Ama bizim yolumuzda cihad edenleri, elbette kendi yollarimiza eristirecegiz. Hiç süphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir.


 

29. De Spin (Al-Ankaboet)
In naam van Allah, de Barmhartige, de Genadevolle.
1. Alif Laam Miem.
2. Denken de mensen dat zij (met rust) zullen worden gelaten, alleen omdat zij zeggen: “Wij geloven” zonder dat zij zullen worden beproefd?
3. Wij beproefden degenen die vóór hen waren. Daarom zal Allah ook hen die waarachtig zijn, onderscheiden en de leugenaars kenbaar maken.
4. Of denken zij, die slechte daden doen, dat zij Ons zullen ontsnappen? Hun oordeel is verkeerd.
5. Wie de ontmoeting met Allah verwacht (wete dat) Allah’s vastgestelde tijd gewis komt. En Hij is de Alhorende, de Alwetende.
6. En wie streeft, streeft slechts voor zichzelf; want Allah is Onafhankelijk van alle werelden.
7. Waarlijk Wij zullen de fouten dergenen die geloven en goede daden verrichten bedekken en hun de beste beloning geven voor wat zij deden.
8. En Wij hebben de mens geboden zijn ouders goed te doen; en indien zij trachten u er toe te brengen dat gij iets met Mij vereenzelvigt waarvan gij geen kennis hebt, gehoorzaam hen dan niet. Tot Mij is uw terugkeer, en Ik zal u vertellen wat gij deedt.
9. En zij die geloven en goede werken doen, hen zullen Wij zeker onder de rechtevaardigen toelaten.
10. Onder de mensen zijn er die zeggen: “Wij geloven in Allah”, maar als zij vervolgd worden om Allah’s zaak, zien zij de vervolging van de mens als een straf van Allah. Maar als hulp van uw Heer komt, zeggen zij: “Voorzeker, wij waren met U.” Weet Allah niet het best wat in het innerlijk aller schepselen is?
11. Allah zal de gelovigen zeker onderscheiden en Hij zal de huichelaars gewis kenbaar maken.
12. En de ongelovigen zeggen tot de gelovigen: “Volgt onze weg, wij zullen uw zonden dragen.” Doch zij kunnen niets van hun zonden dragen. Zij zijn zeker leugenaars.
13. Voorzeker zij zullen hun eigen last dragen en andere last buiten hun eigen last. En waarlijk zij zullen op de Dag der Opstanding worden ondervraagd over hetgeen zij plachten te verzinnen.
14. Voorwaar, Wij zonden Noach tot zijn volk, en hij verbleef onder hen duizend jaar op vijftig jaar na. En de zondvloed achterhaalde hen terwijl zij onrechtvaardig waren.
15. Maar Wij redden hem en de deelgenoten der ark, en Wij maakten dit tot een teken voor alle volkeren.
16. En Wij zonden Abraham, en hij zeide tot zijn volk: “Aanbid Allah en vrees Hem. Dat zal voor u het beste zijn indien gij het begrijpt.”
17. “Gij aanbidt naast Allah slechts afgoden en gij verzint leugens. Zij die gij naast Allah aanbidt hebben geen macht over uw onderhoud. Zoekt daarom levensonderhoud van Allah en aanbidt Hem en weest Hem dankbaar want tot Hem zult gij worden teruggebracht.”
18. En als gij verloochent, andere geslachten vóór u verloochenden ook. En op de boodschapper rust slechts de duidelijke overbrenging (van de boodschap).
19. Zien zij niet hoe Allah de schepping verwekt, en daarna herhaalt? Dat is zeker gemakkelijk voor Allah.
20. Zeg: “Trek op aarde rond en zie hoe Allah de schepping begint en daarna de latere schepping verwekt.” Waarlijk, Allah heeft macht over alle dingen.
21. Hij straft wie Hij wil en Hij toont barmhartigheid aan wie Hem behaagt en tot Hem zult gij worden teruggebracht.
22. Nimmer kunt gij de plannen van Allah in de hemel of op aarde verijdelen; noch hebt gij een enkele vriend of helper naast Allah.”
23. Zij, die in de tekenen van Allah en de ontmoeting met Hem niet geloven, wanhopen aan Zijn barmhartigheid; dezen zullen een smartelijke straf ontvangen.
24. Het antwoord van zijn volk was slechts: “Doodt of verbrandt hem.” Maar Allah redde hem van het vuur. Daarin zijn zeker tekenen voor een volk dat wil geloven.
25. Hij (Abraham) zeide: “Gij hebt naast Allah slechts afgoden voor u gekozen terwille van vriendschap onder elkander in het tegenwoordige leven. Doch op de Dag der Opstanding zult gij elkander verwerpen, en elkander vervloeken. En uw tehuis zal het Vuur zijn; en gij zult geen helper hebben.”
26. En Lot geloofde in hem. Abraham zeide: “Ik vlucht naar mijn Heer; want Hij is de Almachtige, de Alwijze.”
27. En Wij gaven hem Izaak en Jacob, en Wij plaatsten het profetenambt en het Boek onder zijn nageslacht, en Wij gaven hem zijn beloning in dit leven en in het Hiernamaals zal hij zeker tot de rechtvaardigen behoren.
28. En toen Lot tot zijn volk zeide: “Gij verricht een gruweldaad die niemand onder het mensdom ooit vóór u heeft begaan.
29. Nadert gij mannen met wellust en rooft gij op de weg, en begaat gij zelfs gruweldaden in uw bijeenkomsten?” Maar het antwoord van zijn volk was niet anders dan dat zij zeiden: “Breng de straf van Allah over ons als gij de waarheid spreekt.”
30. Hij (Lot) zeide: “Help mij mijn Heer, tegen het volk dat onheil sticht.”
31. En toen onze boodschappers Abraham het nieuws brachten, zeiden zij: “Wij willen het volk dezer stad vernietigen; want haar inwoners zijn onrechtvaardigen.”
32. Hij zeide: “Maar Lot is daar.” Zij zeiden: “Wij weten wel wie daar woont. Wij zullen hem en zijn familie sparen, behalve zijn vrouw, die achter zal blijven.”
33. En toen Onze boodschappers tot Lot kwamen was hij verdrietig wegens hen en voelde zich daardoor in moeilijkheid. En zij zeiden: “Vrees niet, noch treur. Voorzeker, wij zullen u en uw familie redden, behalve uw vrouw die tot de achterblijvenden behoort.
34. Wij zullen gewis een straf van de hemel op de bewoners dezer stad nederzenden, wegens hun overtredingen.”
35. En Wij lieten hier een duidelijk teken achter voor een volk, dat begrijpt.
36. En tot Midian, (zonden Wij) hun broeder Shoaib, die zeide: “O mijn volk, dien Allah en vrees de laatste dag en wandel niet op aarde onheil stichtende.”
37. Maar zij verloochenden hem. Daarom overviel hen een hevige aardbeving en zij lagen in hun huizen plat tegen de grond.
38. En (Wij vernietigden) ook de Aad en de Samoed; en dit kunt gij aan hun woonplaatsen duidelijk zien. Satan deed hun daden hun goed voorkomen, en weerhield hen van het pad ofschoon zij het duidelijk konden zien.
39. Wij vernietigden eveneens Korach en Pharao en Hamaan. Mozes kwam tot hen met duidelijke tekenen, maar zij handelden hoogmoedig op aarde; toch konden zij Ons niet ontsnappen.
40. Zo grepen Wij iedereen om zijn zonden en onder hen waren er, die een rukwind achterhaalde, en onder hen waren er die de aardbeving overviel, en onder hen waren er die Wij in de aarde deden verzinken, en onder hen waren er die Wij deden verdrinken. Allah was het niet, die hen onrecht aandeed, maar zij handelden onrechtvaardig jegens zichzelf.
41. De gelijkenis van hen, die helpers verkiezen naast Allah, is als de gelijkenis van de spin die zich een huis maakt: en het zwakste der huizen is zeker het huis van de spin, als zij het slechts wisten!
42. Voorwaar, Allah weet wat zij naast Hem aanroepen: en Hij is de Almachtige, de Alwijze.
43. En dit zijn gelijkenissen die Wij voor de mensen geven, maar alleen zij die kennis bezitten begrijpen ze.
44. Allah schiep de hemelen en de aarde in waarheid Daarin is zeker een teken voor hen die willen geloven.
45. Verkondig hetgeen u in het Boek is geopenbaard, en onderhoud uw gebed. Voorwaar, het gebed weerhoudt van ondeugd en kwaad. En Allah gedachtig te zijn is inderdaad het hoogste. Allah weet wat gij doet.
46. En twist met de mensen van het Boek slechts op de goede wijze; doch zeg tegen de onrechtvaardigen: “Wij geloven in hetgeen ons is geopenbaard en hetgeen u is geopenbaard; en onze God en uw God is Eén; en aan Hem onderwerpen wij ons.”
47. En aldus hebben Wij u het Boek nedergezonden en zij wie Wij het Boek hebben gegeven geloven daarin; en ook onder de (Mekkanen) zijn er die er in geloven. En het zijn alleen de ondankbaren die Onze tekenen verwerpen.
48. En voordien placht gij geen boek te lezen, noch met uw rechter hand te schrijven anders zouden de leugenaars aan de (echtheid) ervan hebben kunnen twijfelen.
49. Neen, het zijn duidelijke tekonen in het hart van hen aan wie kennis is gegeven. En alleen de onrechtvaardigen verwerpen Onze tekenen.
50. Toch zeggen zij: “Waarom zijn hem geen tekenen van zijn Heer nedergezonden?” Zeg: “De tekenen zijn bij Allah alleen, en ik ben slechts een duidelijke waarschuwer.”
51. Is het niet genoeg voor hen dat Wij u het Boek hebben geopenbaard dat aan hen wordt voorgelezen? Voorwaar, hierin is barmhartigheid en aanzien voor een volk dat gelooft.
52. Zeg, “Allah is voldoende als Getuige tussen u en mij. Hij weet alles wat in de hemelen en op aarde is. Zij die in de leugen geloven en Allah verwerpen zijn de verliezers.”
53. Zij vragen u de straf te verhaasten; en indien er geen termijn was genoemd zou de straf reeds over hen zijn gekomen; toch zal deze hen zeker onverwachts overvallen terwijl zij het niet voorzien.
54. Zij vragen u de straf te verhaasten; maar waarlijk de hel zal de ongelovigen omringen.
55. Op de Dag waarop de straf hen zal overweldigen van boven en van onder hun voeten, zal Hij zeggen: “Ondergaat wat gij hebt bedreven.”
56. O Mijn gelovige dienaren Mijn aarde is uitgestrekt, aanbidt derhalve Mij alleen.
57. Elk mens moet de dood ondergaan, daarna zult gij tot Ons worden teruggebracht.
58. Zij, die geloven en goede werken doen, hen zullen Wij zeker huisvesten in verheven woningen van het paradijs waarin rivieren stromen. Zij zullen er in vertoeven. Hoe voortreffelijk is de beloning dergenen die goed doen.
59. Die standvastig zijn, en hun vertrauwen in hun Heer stellen.
60. En hoeveel dieren zijn er die hun eigen onderhoud niet meedragen! Allah zorgt voor hen en voor u, en Hij is de Alhorende, de Alwetende.
61. En als gij hen vraagt: “Wie heeft de hemelen en de aarde geschapen, en de zon en de maan in dienst gesteld?” zullen zij gewis zeggen, “Allah”. Hoe worden zij dan (van het goede pad) afgewend?
62. Allah vergroot en bekrimpt het levensonderhoud voor wie Hij wil van Zijn dienaren. Voorzeker, Allah heeft kennis van alle dingen.
63. En als gij hun vraagt: “Wie zendt water uit de hemel neder en geeft er leven door aan de aarde na haar dood?”, zullen zij gewis zeggen: “Allah”. Zeg: “Alle roem behoort aan Allah.” Maar de meesten hunner begrijpen het niet.
64. Het tegenwoordige leven is niets dan een leeg vermaak en een spel, maar het tehuis van het Hiernamaals, dat is het werkelijke Leven, als zij dit slechts konden begrijpen!
65. En wanneer zij aan boord van een schip gaan, roepen zij Allah aan, oprecht zijnde in gehoorzaamheid aan Hem. Maar wanneer Hij hen veilig aan wal brengt, zie, zij schrijven deelgenoten aan Hem toe.
66. Zodat zij datgene, wat Wij hun hebben geschonken verloochenen en zich vermaken. Maar zij zullen het weldra te weten komen.
67. Hebben zij niet gezien, dat Wij een veilig Heiligdom (Makka) hebben gemaakt, terwijl overal om hen heen mensen worden weggerukt? Geloven zij dan aan een leugen en ontkennen zij de gunsten van Allah?
68. En wie is onrechtvaardiger dan hij, die een leugen verzint over Allah, of de Waarheid verloochent wanneer zij tot hem komt? Is er geen woning in de hel voor de ongelovigen?
69. En zij, die naar Ons streven, – Wij zullen hen zeker op Onze wegen leiden. Voorwaar, Allah is met hen die goed doen.

 

 


Benzer Yazılar
22 Nisan 2016

Hz. Mevlana Sözleri

7 Nisan 2016 aydında chat

Hz. Ebubekir Sözleri

DAHA FAZLA
Yorum Yap